https://eurasianacademy.org/index.php/busecon/issue/feedEurasian Business & Economics Journal2026-01-04T16:08:26+00:00Open Journal Systemshttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1723A New Mixed-Integer Linear Programming Model for Omnichannel Inventory Optimization with an Empirical Application2026-01-04T15:54:44+00:00Zeynep Örnekzeynep.ornek@ogr.iuc.edu.trErsin Namlıersin.namli@iuc.edu.tr<p>The rapid acceleration of digitalization, the widespread adoption of mobile technology, and shifting consumer purchasing patterns have elevated the strategic importance of omnichannel frameworks within retail supply chain networks. The convergence of physical stores, online platforms, mobile applications, and marketplaces has resulted in heightened customer expectations for smooth interactions across all touchpoints. Inventory allocation, order fulfillment, inter-channel transfers, and delivery decisions are then expressed as a multidimensional planning problem. In the cosmetics industry, effective decision-making relies on a carefully planned inventory placement strategy that incorporates multiple distribution channels, directing customer demand to the most suitable channel and controlling goods movement quantities between channels to achieve efficient operations and the highest possible profitability. This study proposes a novel mixed-integer linear programming (MILP) model designed to maximize the total profit within an omnichannel distribution network. The model combines sales revenue, inventory costs, transportation and transfer expenses, and initial procurement costs to guide product distribution across channels. By integrating these elements, it provides a unified framework for determining shipments between channels and setting initial stock levels. The model was evaluated on a genuine cosmetics dataset via FICO Xpress, with its solution quality, computational efficiency, and scenario-based sensitivity assessed across diverse product, channel, and time configurations. The study’s findings indicate that the proposed model not only bridges the existing gap in multi-channel decision-making research but also provides a practical decision-support tool for managing multi-channel logistics networks. Furthermore, the model has strong potential to be enhanced through heuristic or metaheuristic extensions, enabling even higher performance for large-scale problem instances.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1719DUYGUSAL ZEKA, ÖRGÜTSEL BAĞLILIK VE KATILIMCI LİDERLİĞİN DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: SAĞLIK ÇALIŞANLARI ÖRNEĞİ2026-01-04T15:23:33+00:00Nesrin Dolapoğludolapoglunesrin@outlook.com<p>Örgütlerde liderler hedef belirleyen, bu hedefe ulaşacak şekilde yönettiklerini etkileyen, onları harekete geçiren, bilgi, beceri ve yeterliliklerini geliştiren ve yönettiklerini destekleyen bir konumdadırlar. Liderler örgütlerdeki bu konumlarıyla örgütlerin başarısını doğrudan etkilerler. Bu nedenle liderlerin örgütleri başarıya ulaştıracak nitelikte olması beklenmektedir. Katılımcı liderlerin örgütler için etkili olduğu tartışılmaktadır. Katılımcı liderler demokratik bir yönetim anlayışı göstererek sahip oldukları yönetim yetkisi çalışanlarıyla paylaşırlar. Katılımcı liderler tarafından yönetilen örgütlerde çalışanların da karar verme sürecine dahil olurlar. Böylelikle, çalışanların motivasyonlarının arttırması, özgüven ve güç kazanmaları ve öğütün hedefleri doğrultusunda daha yüksek performansla çalışmaları beklenmektedir. Duygusal zeka günümüz liderlerinde aranan bir özelliktir ve katılımcı liderlerin duygusal zekalarının yüksek olması beklenmektedir. Duygusal zekası yüksek olan liderlerin kendi potansiyellerinin, güçlü ve zayıf yanlarının farkında oldukları kadar yönettiklerini de tanıyan ve onlara empati ile yaklaşabilen liderler oldukları söylenebilir. Sağlık kurumları tüm insanlık için son derece önemli hizmetler sunmaktadırlar. Bu kritik hizmetlerin sürdürülebilir bir kalitede verilebilmesi için sağlık örgütlerinin duygusal zekası yüksek katılımcı liderler tarafından yönetilmesi önemlidir. Duygusal zeka ve katılımcı liderlik arasındaki bu etkileşimin örgütsel bağlılığı desteklemesi öngörülmektedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular ile sağlık çalışanlarının duygusal zeka ve örgütsel bağlılık düzeylerinin artırılması ve sağlık hizmetlerinin kalitesine olumlu bir katkı sağlanması beklenmektedir. Bu araştırmada, Balıkesir ili sağlık çalışanlarının duygusal zeka algıları ile katılımcı liderlik algıları arasındaki ilişkiyi belirlemek ve bu ilişkinin sağlık çalışanların örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve ayrıca sağlık çalışanlarının duygusal zeka, örgütsel bağlılık ve katılımcı liderlik algı düzeylerinin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır.Araştırma ilişkisel tarama modeli ve nicel araştırma deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Balıkesir ilindeki farklı sağlık kuruluşlarında farklı görevler yürütmekte olan 420 sağlık çalışanından Ekim 2024 - Nisan 2025 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, duygusal zeka, örgütsel bağlılık ve katılımcı liderlik ölçeklerinin yer aldığı anket formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verileri analiz etmek için SPSS programı kullanılmıştır. Araştırmada, sağlık çalışanlarının duygusal zeka, örgütsel bağlılık ve katılımcı liderlik olgularına önem verdikleri saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının duygusal zeka, örgütsel bağlılık ve katılımcı liderlik algı düzeylerinin cinsiyete, yaşa ve mesleki tecrübeye göre farklılaşmamakla birlikte eğitim düzeyine, kurumdaki pozisyona ve göreve göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık çalışanlarının katılımcı liderlik algıları, duygusal zeka düzeyleri ve örgütsel bağlılıkları arasında güçlü doğrusal ilişkiler bulunduğu ve bire bir etkileşimler ele alındığında, sağlık çalışanlarının katılımcı liderlik algılarının onların örgütsel bağlılıklarını ve sağlık çalışanlarının duygusal zeka düzeyleri onların örgütsel bağlılıklarını güçlü ve doğrusal bir biçimde etkilediği belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarının katılımcı liderlik algılarının ve duygusal zeka düzeylerinin onların örgütsel bağlılıklarını üzerindeki etkileri birlikte ölçüldüğünde ise sağlık çalışanlarının katılımcı liderlik algıları ile duygusal zeka düzeyleri arasında güçlü bir etkileşim olduğu, sağlık çalışanlarının örgütsel bağlılıklarının onların duygusal zeka düzeyleri tarafından doğrudan ve güçlü bir biçimde belirlendiği, sağlık çalışanlarının katılımcı liderlik algılarının örgütsel bağlılık üzerinde doğrudan önemli bir etkisi bulunmasa dahi duygusal zeka ile güçlü etkileşimi nedeniyle doğrudan örgütsel bağlılığı doğrusal bir biçimde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1720SOSYAL HİZMET ÇALIŞANLARINDA İŞ STRESİ VE TÜKENMİŞLİK: TEORİK YAKLAŞIM2026-01-04T15:30:05+00:00Abdullah Uzunabdullahuzun3461@gmail.com<p>Sosyal hizmetler insanların değişmesini ve kalkınmasını, insanların güçlenmesinin-özgürleşmesini hedefleyen, uygulamaya yönelik bir meslek ve aynı zamanda akademik bir disiplindir. Temelinde insan hakları, sosyal adalet ve farklılıklara saygı gibi kavramlar bulunur. Adalet bakanlığına bağlı kurumlarda ceza evlerinde, aile ve sosyal politikalar bakanlığına bağlı huzur evlerinde ve özel sektörlerde olmak üzere birçok çalışma alanı mevcuttur. Sosyal hizmetler alanı, bünyesinde çalışmakta olan kişilerin, çeşitli olumsuz(dezavantajlı) koşullarda ve fiziki çaba isteyen bir meslek grubunu oluşturmaktadır. Dolayısıyla, bu stres ve tükenmişliği beraberinde getirmektedir. Bu tükenmişlik ve stres çalışanların mesleki yeterliliği, verimi ve yaşam kalitesini dezavantaja çeviren faktörler içine girmektedir. Düşük maaş, zorlayıcı ve bakım gerektiren rahatsızlıklar, çalışma yoğunluğu, çalışma saatlerinin çok olması dolayısıyla stres ve tükenmişlik artmaktadır. Bununla birlikte çalışanların iş gücü ve performansı da bu olumsuzluklara paralel olarak düşmektedir. Bu çalışmada sosyal hizmetler alanında görülen olumsuzluklar göz önüne alınarak, bu alanda kullanılan kavramlar ve literatürde bu olumsuz koşullar ile ilgili yapılan çalışmalar bünyesinde değerlendirmeler bulunmaktadır. Tükenmişlik ile ilgili teoriler ve stresin kontrolü ile ilgili yapılan çalışmalar çerçevesinde, sosyal hizmet mesleğindeki iş stresi kaynakları, tükenmişliğin bireysel ve kurumsal etkileri ile başa çıkma stratejileri incelenecektir. Dolayısıyla bu çalışma, akademik literatüre katkı sunarak, sosyal hizmetler alanında emek veren bireylere ve yöneticilerine rehberlik etmesi amacını taşırmaktadır.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1721KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN PAZARLAMA PERFORMANSI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: ESG SKORLARININ MARKA DEĞERİ VE KARLILIĞA YANSIMASI2026-01-04T15:40:50+00:00Hasan Karamanhasan_723@hotmail.com<p>Bu çalışma, Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) performansının işletmelerin pazarlama ve finansal göstergeleri üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Çalışmada, 2015-2025 dönemine ait yedi coğrafi bölge ve dokuz sektörden seçilen 1 000 firmaya ilişkin dengeli panel veri seti (11 000 gözlem) kullanılmıştır. Veri tabanı; kâr marjı (ProfitMargin) ve piyasa büyüme oranı (GrowthRate) gibi finansal göstergelerin yanı sıra ESG’nin genel skoru ile çevresel, sosyal ve yönetişim alt boyutlarını içermektedir. Analiz aşamasında tanımlayıcı istatistiklerin ardından Pearson korelasyonları ve sabit-etkiler panel regresyon modelleri uygulanmıştır. Sonuçlar, ESG genel skorunun ne kâr marjı ne de piyasa büyüme oranı üzerinde doğrudan anlamlı bir etkisi olmadığını göstermektedir (p > 0,10). Buna karşılık karbon emisyonu, su kullanımı ve enerji tüketimi gibi çevresel maliyet değişkenleri, piyasa büyüme oranı üzerinde %1 düzeyinde anlamlı ve negatif katsayılar üretmiştir. Bulgular, yatırımcıların soyut ESG puanlarındansa ölçülebilir çevresel performans göstergelerine duyarlı olduğunu ortaya koymakta; dolayısıyla işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerini kısa vadeli kâr hedeflerinden ziyade uzun vadeli değer yaratımı perspektifiyle yapılandırmaları önerilmektedir.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1724KURUMSAL YÖNETİMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE YÖNELİK BİR ANALİZ2026-01-04T16:02:23+00:00Meltem Tokersmmm.meltemtoker1@hotmail.comDuygu Celayirdcelayir@ticaret.edu.tr<p>Son yıllarda artan çevresel krizler, sosyal eşitsizlikler ve ekonomik belirsizlikler şirketlerin yalnızca finansal performansa odaklanan geleneksel yaklaşımlarının yetersizliğini açıkça ortaya koymuştur. Bu gelişmeler, işletmelerin uzun vadeli değer yaratabilmeleri için ekonomik performanslarının yanı sıra çevresel ve sosyal sorumluluklarını da göz önünde bulundurmalarını zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda sürdürülebilirlik, işletmelerin çok boyutlu değer üretme kapasitesini yansıtan bütüncül bir yönetim paradigması olarak ön plana çıkmaktadır. Günümüzde paydaşlar yalnızca kâr beklentisiyle yetinmemekte; çevresel etkilerin azaltılması, sosyal adaletin sağlanması ve kurumsal etik ilkelerine bağlılık gibi konularda da şirketlerden şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmektedir. Bu artan beklentiler doğrultusunda, kurumsal yönetim mekanizmaları-yönetim kurulu yapısı, denetim komiteleri, bağımsız üyeler ve sahiplik yapısı gibi unsurlar-işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerini oluşturma, uygulama ve kamuoyuna açıklama süreçlerinde merkezi bir rol üstlenmektedir. Bu çalışma, kurumsal yönetimin sürdürülebilirlik açıklamaları üzerindeki etkilerini hem teorik temellere dayandırarak hem de uygulamadaki yansımalarını göz önünde bulundurarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle yönetim yapısının bileşenleri ile sürdürülebilirlik raporlaması arasındaki ilişkilerin anlaşılması, kurumsal şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyinin artırılması açısından kritik önem taşımaktadır.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1642Rüzgar Enerjisi Tahminlerinde Derin Öğrenmenin Uygulanmasına İlişkin Bibliyometrik Analiz2025-08-17T22:49:54+00:00Oğuzhan Akarslanoguzhan.akarslan@gmail.comFunda Hatice Sezginhfundasezgin@yahoo.com<p>Son yıllarda, derin öğrenme (DL) ve rüzgar enerjisi tahminlerinin kesişim noktası, mühendislikte yapay zekanın yükselişini ve küresel olarak yenilenebilir enerji sistemlerine geçişi yansıtan önemli bir akademik büyüme kaydetmiştir. Bu çalışma, 2013 ile 2024 yılları arasındaki dönemi kapsayan, DL tabanlı rüzgar tahmini ile ilgili bilimsel yayınların kapsamlı bir bibliyometrik değerlendirmesini sunmaktadır. Veriler, “derin öğrenme” ve “rüzgar” anahtar kelimeleri kullanılarak Web of Science (WoS) Core Collection'dan çıkarılmıştır. Nicel analiz yoluyla, araştırma yayın dinamiklerini, atıf davranışlarını ve önde gelen yazarların, kurumların ve ülkelerin işbirliği ağlarını incelemektedir. Ayrıca, anahtar kelime kullanımı ve tematik odaklanma eğilimleri değerlendirilerek, bu alandaki temel araştırma alanları ve gelişen ilgi alanları belirlenmiştir. Bu makale, araştırmacılara ve enerji tahmincilerine akademik alanın yapılandırılmış bir özetini sunmayı amaçlamakta ve rüzgar enerjisi tahmini için hibrit derin öğrenme modellerine yönelik gelecekteki araştırmalar için etkili katkıları ve stratejik yönelimleri vurgulamaktadır.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1658TÜRKİYE’DE İSTİHDAMIN BELİRLEYİCİLERİ: TİCARİ VE FİNANSAL DİNAMİKLERİN ARDL ANALİZİ2025-10-15T13:20:23+00:00Ömer YILMAZomeryilmaz@gantep.edu.tr<p data-start="0" data-end="841">Bu çalışma, Türkiye’de istihdamın belirleyicilerini ticari ve finansal dinamikler çerçevesinde analiz etmektedir. İstihdam, ekonomik büyüme ve sosyal refahın temel göstergelerinden biridir. Çalışmada 1990–2024 dönemine ait yıllık veriler kullanılmıştır. İhracatın (LNEX: ihracat hacminin doğal logaritması) ve yurtiçi kredilerin (LNKREDİ: toplam yurtiçi kredi hacminin doğal logaritması) istihdam (LNİSTİHDAM: toplam istihdamın doğal logaritması) üzerindeki etkileri incelenmiştir. ARDL (Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif) modeli, kısa ve uzun dönem ilişkilerini birlikte yakalamaktadır. Genişletilmiş Dickey-Fuller (ADF) ve Phillips-Perron (PP) birim kök testleri ile diğer durağanlık testlerinden elde edilen sonuçlar, değişkenlerin farklı düzeylerde durağan olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ARDL yöntemi uygun bir analiz yaklaşımıdır.</p> <p data-start="843" data-end="1358">F-Bounds testi, değişkenler arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisinin varlığını doğrulamaktadır. Uzun dönem katsayı tahminleri, ihracatın istihdam üzerinde güçlü ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kredi hacmindeki artışın da istihdamı anlamlı bir biçimde desteklediği tespit edilmiştir. Hata düzeltme katsayısının –0.501 değeri negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur; bu da kısa dönem dengesizliklerinin yaklaşık yarısının bir dönem içinde giderildiğini göstermektedir.</p> <p data-start="1360" data-end="1703" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Elde edilen bulgular, Türkiye’de ticari açıklığın ve finansal derinleşmenin üretim kapasitesini ve istihdam düzeyini artırdığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, ihracatı teşvik eden, finansal erişimi güçlendiren ve kredi akışını reel sektöre yönlendiren politikaların sürdürülmesi, istihdamın sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1684Makale KAMU NAKDİ YARDIMI ALAN BİREYLERDE YOKSULLUK ALGISININ DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ2025-11-13T18:02:11+00:00YUNUS BUDAKybudak@agri.edu.tr<p>Bu çalışma, kamu nakdi yardımı alan bireylerin yoksulluk algısını demografik değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini, Ağrı ilinde ikamet eden ve kamu destekli nakdi sosyal yardımlardan yararlanan 650 birey oluşturmaktadır. Veriler, yüz yüze anket yöntemiyle ve Yoksulluk Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ölçek, mutlak yoksulluk, göreli yoksulluk ve insani yoksulluk olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Verilerin analizinde parametrik olmayan testler olan <strong>Mann-Whitney U</strong><strong> ve Kruskal-Wallis</strong> testleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, yaş, medeni durum, meslek sahibi olma durumu ve yardım türü değişkenlerine göre yoksulluk algısında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Buna karşın, eğitim düzeyi ve gelir durumu değişkenlerinde hem mutlak hem de göreli yoksulluk boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Eğitim ve gelir düzeyi yükseldikçe yoksulluk algısı puanlarının arttığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, kamu nakdi yardımlarının yoksulluk algısını tamamen ortadan kaldırmada tek başına yeterli olmadığını; bu yardımların, eğitim, istihdam ve sosyal bütünleşme politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu çalışma, kamu yardımlarının yoksulluk algısı üzerindeki etkilerini ölçen nadir ampirik araştırmalardan biri olarak, <strong>sosyal politika tasarımlarında demografik farklılıkların dikkate alınması gerektiğine</strong> yönelik kuramsal ve uygulamalı bir katkı sunmaktadır.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1722REFLECTIONS OF FINANCIAL DIGITALIZATION ON FOREIGN TRADE AND THE ENVIRONMENT: A CASE OF THE EUROPEAN UNION2026-01-04T15:47:00+00:00Özkan İmamoğluozkan.imamoglu1@amasya.edu.tr<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; background: white;"><span lang="TR" style="font-size: 10.0pt;">With the acceleration of digitalization particularly alongside advances in information Technologies the migration of a wide range of activities to digital environments has become inevitable. Traditional shopping habits are increasingly giving way to online platforms where innovative approaches continually emerge. Thanks to the diffusion of digital technologies, consumers gain the ability to quickly compare and select products suited to their needs from a broad set of options. This transformation compels national and international firms to operate under more competitive conditions. Consequently, the implications of digitalization for the economy and trade should be regarded as strategically important. Extraordinary circumstances such as global pandemics further amplify firms’ need to leverage digital technologies to reach customers. In parallel with advances in financial technologies, digitalization is driving rapid and profound transformation in the financial sector; this change affects not only modes of service delivery but also the structural dynamics of international trade. Novel business models enabled by financial digitalization stand out as a decisive driving force in the transformation of traditional trade structures. The spread of digital payment systems and mobile banking can increase the speed and efficiency of commercial transactions, thereby influencing export and import performance. At the same time, aligning financial digitalization with environmental sustainability objectives and enabling a transition to lower‑carbon financial architectures through digital solutions should be expected.On the other hand, the expansion of e‑commerce volumes can exacerbate environmental pollution stemming from energy use and carbon emissions. The infrastructural components of digitalization generate high energy demand; data centers, cloud computing infrastructures, and continuously operating servers consume substantial amounts of electricity. Especially in developing countries, energy‑intensive implementations of digitalization can widen the ecological footprint and diminish the visibility of potential environmental benefits. As e‑commerce becomes more widespread, increased logistics activity can also raise transport‑related carbon emissions.The environmental impacts of financial digitalization exhibit a complex pattern; the direction of these impacts varies depending on the quality of digital infrastructure, the composition of energy sources used, and whether the regulatory framework is oriented toward sustainability.</span></p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journalhttps://eurasianacademy.org/index.php/busecon/article/view/1725AB ÜLKELERİNİN 2000-2023 DÖNEMİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA POLİTİKALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ2026-01-04T16:08:26+00:00Ayşegül Gülleraysegulguller00@gmail.comYılmaz Bayarybayar@bandirma.edu.tr<p>Bu çalışmada, Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin 2000–2023 yılları arasındaki sürdürülebilir kalkınma politikaları değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Eurostat veri tabanlarından elde edilen göstergeler kullanılarak AB ülkelerinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik ilerlemeleri analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, sürdürülebilir kalkınmayı sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlarıyla bütüncül bir çerçevede inceleyerek, AB ülkelerinin bu alanlardaki performans farklılıklarını ortaya koymaktır. Sosyal boyut, İnsani Gelişme Endeksi (HDI) ve Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (GII) göstergeleriyle; ekonomik boyut, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme oranları ve enerji verimliliğiyle; çevresel boyut ise kişi başına düşen sera gazı emisyonları ve çevre vergisi gelirleriyle temsil edilmiştir. Bulgular, AB ülkelerinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde genel olarak önemli ilerlemeler kaydettiğini, ancak Birlik içinde belirgin bölgesel farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Sosyal göstergeler, yüksek insani gelişme düzeylerinin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinde azalma eğilimini ortaya koyarken; ekonomik göstergeler, büyümenin çevresel ve sosyal unsurlarla bütünleştiğini göstermektedir. Çevresel açıdan, sera gazı emisyonlarının genel olarak azaldığı, ancak çevre vergisi gelirlerinde ülkesel farklılıkların sürdüğü görülmektedir. Sonuç olarak, AB’nin sürdürülebilir kalkınma alanında küresel ölçekte öncü bir aktör olduğu, ancak politika uyumunun güçlendirilmesinin Birlik genelinde daha dengeli bir sürdürülebilirlik vizyonu için kritik önem taşıdığı tespit edilmiştir.</p>2025-12-30T00:00:00+00:00Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Business & Economics Journal