https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/issue/feed Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal 2026-01-04T19:22:31+00:00 Open Journal Systems https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1596 FİNANSAL PİYASALAR ARASINDA RİSK YAYILIMI: DİNAMİK KOŞULLU VARYANS VE KORELASYONLAR İLE TÜRKİYE ÜZERİNE BİR ANALİZ 2025-04-14T18:59:01+00:00 K. Batu Tunay kbatutunay@hotmail.com Necla TUNAY necla.tunay@marmara.edu.tr <p>Finansal piyasalarda risk veya oynaklıkların yayılımının önemi 2008’deki küresel krizin ardından artmıştır. Bu sürecin, özellikle şoklar veya krizler gibi finansal türbülans dönemlerinde daha belirgin bir hale geldiği söylenebilir. Yatırımcı kararları ve finansal istikrar açısından önemi büyük olduğundan, risk yayılımının son yıllarda daha fazla sayıda ampirik çalışmaya konu olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, finansal piyasalarda risk veya oynaklık yayılımı, Türkiye örneği üzerinden incelenmiştir. Analizlerde, dinamik koşullu varyans ve korelasyonları modelleme sürecine dahil eden ve özellikle finansal türbülans dönemlerinde daha etkili sonuçlar verdiğine inanılan DCC-GARCH yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmada, 2006-2025 dönemini kapsayan ve haftalık verilerden meydana gelen bir örneklem kullanılmıştır. Bu örneklemde, hisse senetleri, tahvil, kredi, döviz ve altın piyasalarından derlenen veriler yer almaktadır. Analiz sonuçları, Türkiye’de finansal piyasalar arasında güçlü karşılıklı bağlılıklar olduğunu ve bunun riskler kadar şokları da piyasalar arasında transfer ettiğini göstermiştir. Koşullu korelasyonlar, zaman içinde yavaşça azalmakta ve uzun hafızanın güçlü olabileceğine işaret etmektedir. Şokların kısa vadede koşullu korelasyonlar üzerindeki etkisinin zayıf, uzun vadede ise güçlü ve kalıcı olduğu belirlenmiştir. Bu deneysel sonuçlar, şokların dış kaynaklı veya yerel olması fark etmeksizin finansal piyasalar arasında hızla yayılacağını ve kalıcı olacağını göstermektedir. Böyle bir süreçte, risklerin veya şokların hangi finansal piyasadan yayılacağının peki bir önemi yoktur. Piyasa türü fark etmeksizin, aynı mekanizma işleyecek ve yayılan şok kısa sürece tüm sistemde etkili olacaktır</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1731 TÜRKİYE İÇİN OPTİMUM HAFTALIK ÇALIŞMA SAATİNİN BELİRLENMESİ 2026-01-04T19:09:25+00:00 Tuğçe BÜLBÜL tgcebulbul41@gmail.com Selçuk KOÇ selcukkoc@kocaeli.edu.tr <p>Çalışma saatleri, iş-yaşam dengesi, çalışan sağlığı ve verimlilikle ilişkili olarak ekonomi, sosyal politika, iş hukuk sağlık gibi çeşitli alanlarda araştırma konusu olmuştur. Sanayi devrimi sonrası teknolojik gelişmelerle birlikte insan gücüne daha az ihtiyaç duyulması ve üretim süreçlerindeki dönüşümlerle birlikte çalışma saatlerinde genel bir düşüş eğilimi gözlemlenmiştir. Teknolojinin ilerlemesi ve sermaye yoğunluğundaki artış, üretim süreçlerini daha verimli hale getirerek, aynı veya daha yüksek ekonomik çıktıyı (GSYİH) daha kısa çalışma süreleriyle elde etmeyi mümkün kılmıştır. Bu dönüşümle birlikte iktisadi olarak optimum kabul edilebilecek çalışma saatinin değerlendirilmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu çalışmada, Türkiye özelinde genel ve sektörel düzeyde haftalık optimum çalışma saatlerini belirlemek amacı ile CES (Sabit İkame Esnekliği) üretim fonksiyonu kullanılmıştır. 2009-2023 dönemine ait çeyreklik GSYİH, ortalama haftalık çalışma saati ve teknoloji düzeyi verileri ile analiz gerçekleştirilmiştir. Bulgular, sektörlere ve teknoloji düzeylerine göre optimum saatlerin farklılaştığını, teknoloji düzeyi artıkça optimum çalışma süresinin azaldığını göstermektedir. GSYİH’yı maksimize eden optimum haftalık çalışma saatinin analizinde, sanayi ve hizmet sektöründe parametrelerin anlamlı olduğu ve varsayımları karşılayan hizmet sektöründe optimum haftalık çalışma saatinin yaklaşık 46 saat 32 dakika olduğu belirlenmiştir. Sektörün ortalama haftalık çalışma saati 51 saat 43 dakika olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu sonuç, üretimi artırmak için çalışma süresinin verimlilik odaklı etkin çalışma politikalarının benimsenmesi gerektiğine işaret etmektedir.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1727 Sosyal Medyada Gelişmeleri Kaçırma Korkusu ile Psikolojik İyi Oluş Arasındaki İlişkide İşyerinde Gelişmeleri Kaçırma Korkusunun Aracı Rolü 2026-01-04T18:16:46+00:00 Oğuz Alperen Kaya psk.alperenkaya@gmail.com Yasemin Kuş ybozkurt@ticaret.edu.tr <p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt;"><span lang="TR" style="font-size: 10.0pt;">Çalışanlarda sosyal medya kullanımı, bilgiye erişim ve sosyal etkileşim açısından önemli bir araç olsa da, aşırı ve kontrolsüz kullanım psikolojik iyi oluşu olumsuz etkileyebilir ve gelişmeleri kaçırma korkusunu (FoMO) artırabilir. Bu çalışmada, sosyal medyada gelişmeleri kaçırma korkusu ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide işyerinde gelişmeleri kaçırma korkusu ve presenteeismin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 450 beyaz yakalı çalışan katılmıştır. Korelasyon analizinde, sosyal medyada gelişmeleri kaçırma korkusu, işyerinde gelişmeleri kaçırma korkusu ile pozitif, psikolojik iyi oluş ile negatif ilişkili bulunmuştur. Ayrıca, işyerinde gelişmeleri kaçırma korkusu ile psikolojik iyi oluş arasında negatif ilişkiler belirlenmiştir. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, işyerinde gelişmeleri kaçırma korkusunun sosyal medyada gelişmeleri kaçırma korkusu ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide anlamlı aracı değişken olduğunu göstermiştir. Bulgular, işyerinde FoMO ve presenteeismin çalışanların psikolojik iyi oluşunu olumsuz etkileyebileceğini ve bu ilişkilerin insan kaynakları uygulamalarında dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.</span></p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1626 ANKARA İLİNDEKİ İŞLETMEDE OLAN VE YAPIMI PLANLANAN METRO HATLARININ YATIRIM ANALİZİ 2025-07-02T12:30:36+00:00 Sevilay Dinçer svlybstnc@gmail.com Prof.Dr.Yeşim Tanrıvermiş yesim06@gmail.com <p>Türkiye’de nüfusun artması ile birlikte şehirlerde trafik yoğunluğu artmakta, kazalar, çevre kirliliği de beraberinde oluşmaktadır. Çözüm olarak bazı kentlerde yeni kent içi raylı sistem projeleri geliştirilmektedir. Ulaşım planlaması yapılırken metro hatlarının yatırım analizinin yapılması bu konuda önem arz etmektedir.&nbsp; Bu çalışmada Ankara’daki metro hatlarının yatırım analizi yapılmıştır.&nbsp; İşletilen raylı sistemler; Batıkent-Kızılay Metro Hattı (M1), Çayyolu-Kızılay Metro Hattı (M2), Batıkent-Sincan-Törekent Metro Hattı (M3), Keçiören-AKM Metro Hattı (M4), Aşti-Dikimevi (A1) hatlarıdır. Yapılması planlananlar; Keçiören Kuyubaşı İstasyonu YHT Garı İstasyonu arası metro hattı, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Çubuk Raylı Sistem Hattı, A1 Hattı (Ankaray) Dikimevi-Nato Yolu Raylı Sistem Uzatma Hattıdır. Çalışma kapsamında net nakit akımların net bugünkü değerleri (NBD), nakit akıma bağlanmış geri ödeme süresi (GÖS), iç karlılık oranı (İKO) ve karlılık endeksi (KE) hesaplamaları yapılmıştır. KE en yüksek metro hatları; Ankaray Aşti Hattı (2,65 ile 0,61) ve M3 Hattı (2,16 ile 0,49) dır. NBD en yüksek hat M2 Hattı (658.089.676,93 $ ile -518.930.118,60 $) ve M2 Hattı (658.089.676,93 $ ile -518.930.118,60 $), GÖS en yüksek metro hattı M1 Hattı (41,4 yıl ile 46,3 yıl) GÖS en düşük metro hattı ise&nbsp; Ankaray Aşti Hattı (33,3 yıl ile 62,6) arasında olduğu görülmüştür. Yatırım maliyetleri yüksek tutarlar içermekte ve geri ödeme süreleri çok uzun çıkmıştır.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1732 İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLERİN YENİ BAHARI: BÜYÜK DİL MODELLERİ (BDM) 2026-01-04T19:22:31+00:00 Kutluk Kağan Sümer kutluk@istanbul.edu.tr <p>Büyük dil modelleri (LLM’ler), günümüz yapay zekâ uygulamalarının merkezinde yer alan ve insan benzeri dil üretme, anlama, akıl yürütme kabiliyetleriyle dikkat çeken derin öğrenme sistemleridir. Bu modellerin başarısının temelinde yalnızca derin sinir ağları değil, aynı zamanda güçlü bir istatistiksel altyapı bulunmaktadır. Bu makale, LLM’lerin ardındaki olasılık teorisi, istatistiksel öğrenme kuramı, Bayesci yöntemler, Markov zincirleri, beklenti–maksimizasyon algoritması (EM), boyut indirgeme (PCA, SVD), olasılıksal grafik modeller, varyasyonel çıkarım ve örnekleme yöntemleri (MCMC) gibi tüm temel istatistiksel teknikleri kapsamlı bir biçimde ele almaktadır. Ayrıca bu tekniklerin Transformer mimarisi ve modern LLM eğitim süreçlerinde nasıl kullanıldığı ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Makale, doğal dil işleme, sağlık, finans, hukuk gibi alanlarda LLM tabanlı istatistiksel modellerin uygulamalarını da örneklerle incelemektedir.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1730 İLİŞKİSEL VE OPERASYONEL REZİLYANS KAPASİTESİ İLE POLİTİK BECERİNİN KARİYER TATMİNİNE ETKİSİ 2026-01-04T18:34:04+00:00 Burhan DASHDAMİROV burhandashdamirovan@gmail.com Necmiye Tülin İrge necmiyeirge@aydin.edu.tr <p>Yüksek rezilyans kapasitesine ve politik becerilere sahip çalışanlar, hem bireysel başarılarını hem de organizasyonun genel başarısını destekleyerek iş yeri kültürüne olumlu katkılarda bulunabilir. Özellikle, karmaşık ve rekabetçi iş ortamlarında, bu faktörlerin kariyer tatminine olan etkilerini anlamak, liderlerin ve insan kaynakları yöneticilerinin çalışan gelişimi ve iş yeri iyileştirme planlarında daha bilinçli kararlar almalarına yardımcı olur. Böylece, hem çalışanların kişisel kariyer hedefleri hem de organizasyonel sürdürülebilirlik ve verimlilik açısından önemli kazanımlar sağlanabilir. Buradan hareketle çalışmanın amacı, 515 beyaz yakalı çalışan için ilişkisel ve operasyonel rezilyans kapasitesi ile politik becerinin kariyer tatminine etkisini yapısal eşitlik modeli yardımıyla araştırmaktır. Korelasyon analizi sonucunda, ilişkisel ve operasyonel rezilyans ile kariyer tatmini ile %33.1 oranında (r=0,331, p&lt;0.01) pozitif yönde ve politik beceri ile kariyer tatmini ile %31.8 oranında (r=0,318, p&lt;0.01) pozitif yönde anlamlı ilişkilidir. Yapısal eşitlik modeli sonucunda, ilişkisel ve operasyonel rezilyans kapasitesi,&nbsp; kariyer tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilidir (β=0.361, p&lt;0.01). Politik beceri, kariyer tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı etkilidir (β=0.330, p&lt;0.01). Böylece, H1 ve H2 hipotezleri kabul edilmiştir. Katsayı değerlerine bakıldığında, ilişkisel ve operasyonel rezilyans kapasitesi kariyer tatmini üzerinde politik beceriye göre daha etkili bir kavram olarak elde edilmiştir.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1728 INTERPRETABLE CAUSAL MACHINE LEARNING EVIDENCE ON THE IMPACT OF RENEWABLE ENERGY ON CO₂ EMISSIONS 2026-01-04T18:22:22+00:00 Ayşe Nur ADIGÜZEL TÜYLÜ ayse.adiguzeltuylu@iuc.edu.tr <p>This study examines the impact of renewable energy share on per capita CO₂ emissions using a combination of machine learning-based causal inference and explainable artificial intelligence methods. The relationship between renewable energy and carbon emissions has mostly been addressed in the literature using correlation-based approaches. However, the magnitude, direction, and inter-country variability of the causal effect between renewable energy and carbon emissions remain largely unclear. This study aims to fill this gap. Analyses were conducted using a global panel dataset covering the post-1995 period. In this study, the causal effect of renewable energy share on CO₂ emissions was estimated using the Causal Forest method within the Double Machine Learning framework. Furthermore, the mechanisms behind the obtained heterogeneous treatment effects were interpreted using SHapley Additive exPlanations-based explainability analysis. The findings show that an increase in the share of renewable energy significantly and causally reduces per capita CO₂ emissions on average. The negative conditional mean of treatment effects for all observations reveals that renewable energy transition does not lead to an increase in emissions under any economic or structural conditions. However, the magnitude of the effect differs significantly between countries. Explainable causality analysis shows that energy intensity is the most dominant determinant of this heterogeneity; per capita income and industrial structure play nonlinear and context-sensitive roles. The analysis conducted for Turkey reveals that structural constraints limit the effectiveness of renewable energy transition in middle-income and energy-intensive economies. Overall, this study demonstrates the causal effect of renewable energy policies on emission reduction not only at the average level but also in a heterogeneous and explainable manner. By combining causal inference with explainable machine learning, the study offers a new and powerful empirical framework for evaluating energy and climate policies.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1729 YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARININ SEÇİMİNDE BULANIK TABANLI ÇKKV YAKLAŞIMLARININ KARŞILAŞTIRILMASI: YENİ BİR ARALIK DEĞERLİ NÖTROSOFİK BULANIK DEMATEL-ANP-TOPSIS ÇERÇEVESİ 2026-01-04T18:28:01+00:00 Yakup Çelikbilek yakup.celikbilek@istanbul.edu.tr <p>Yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi; belirsizlik, muğlaklık ve sürdürülebilirlikle ilişkili kriterler arasındaki karmaşık etkileşimleri ele alabilen sağlam çok kriterli karar verme araçlarını gerektirmektedir. Bu çalışma, yenilenebilir enerji kaynağı değerlendirmesinde uygulanan ve yaygın olarak kullanılan çeşitli bulanık tabanlı çok kriterli karar verme yöntemlerinin kapsamlı bir karşılaştırmasını sunmaktadır. Bu yöntemler arasında Bulanık DEMATEL, Bulanık AHP, Bulanık ANP, Bulanık TOPSIS, Bulanık VIKOR, Bulanık COPRAS, Bulanık ELECTRE gibi yaklaşımlar ile literatürde rapor edilen küresel, sezgisel veya nötrosofik bulanık varyantlar yer almaktadır. Her bir yöntemin aynı veri seti üzerinde uygulanmasıyla gerçekleştirilen analiz, farklı bulanık modelleme bakış açıları arasında ortaya çıkan benzerlikleri, ayrışmaları ve duyarlılık örüntülerini ortaya koymaktadır. Bu karşılaştırmalı bulgular üzerine inşa edilen çalışmada, DEMATEL, ANP ve TOPSIS yöntemlerini bütünleştiren yeni bir aralık değerli nötrosofik bulanık hibrit karar verme çerçevesi önerilmektedir. Önerilen modelde, kriterler arasındaki nedensel ilişkileri yakalamak ve etki ağırlıklarını belirlemek amacıyla aralık değerli nötrosofik bulanık DEMATEL kullanılmaktadır. Karar ağındaki karşılıklı bağımlılıkların modellenmesi için aralık değerli nötrosofik bulanık ANP uygulanmaktadır. Son aşamada ise yenilenebilir enerji kaynağı alternatiflerinin sağlam ve ayırt edici bir sıralamasını elde etmek amacıyla aralık değerli nötrosofik bulanık TOPSIS yöntemi kullanılmaktadır. Elde edilen sonuçlar, hibrit aralık değerli nötrosofik çerçevenin, geleneksel bulanık ÇKKV yöntemlerine kıyasla daha yüksek tutarlılık, uzman tereddüdünün daha güçlü bir temsili ve önceliklendirme kararlılığında iyileşme sunduğunu göstermektedir. Genel olarak bu çalışma, mevcut bulanık teknikleri karşılaştırmalı olarak değerlendirmesinin yanı sıra, daha güvenilir ve sürdürülebilir enerji planlamasını destekleyebilecek yenilikçi bir aralık değerli nötrosofik hibrit yaklaşım önererek yenilenebilir enerji kaynağı karar verme alanındaki metodolojik literatüre katkı sağlamaktadır.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal https://eurasianacademy.org/index.php/econstat/article/view/1683 Makale YOKSULLUK ALGISININ SOSYAL DIŞLANMA VE YAŞAM TATMİNİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: YAPISAL EŞİTLİK MODELİYLE BİR ANALİZ 2025-11-13T17:49:13+00:00 YUNUS BUDAK hzlylcn.0434@outlook.com <p>Bu çalışma, bireylerin yoksulluk algısının sosyal dışlanma ve yaşam tatmini üzerindeki etkilerini yapısal eşitlik modeli (YEM) aracılığıyla analiz etmektedir. Araştırmanın evrenini, Ağrı ilinde ikamet eden ve kamu destekli sosyal yardımlardan yararlanan bireyler oluşturmaktadır. Toplam 650 kişiden elde edilen veriler doğrultusunda, yoksulluk algısının artmasının yaşam tatminini anlamlı düzeyde azalttığı, sosyal dışlanmayı ise artırdığı tespit edilmiştir. Model sonuçlarına göre, yoksulluk algısında 1 birimlik artış yaşam tatmininde 0.682 birimlik azalmaya, sosyal dışlanmada ise 0.451 birimlik artışa yol açmaktadır. Bu bulgular, yoksulluğun bireylerin yalnızca ekonomik koşullarını değil, aynı zamanda psikososyal refahlarını ve toplumsal bütünleşmelerini de olumsuz etkilediğini göstermektedir. Yapısal model, özellikle yaşam tatmini üzerindeki etkinin daha güçlü olduğunu ortaya koyarak, yoksullukla mücadele politikalarının yalnızca gelir desteğiyle sınırlı kalmaması, bireylerin psikososyal refah düzeylerini de kapsayacak şekilde bütüncül bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu kapsamda, sosyal politikaların bireylerin yaşam kalitesini artırmaya, sosyal sermaye ve katılım düzeylerini güçlendirmeye yönelik çok boyutlu bir anlayışla tasarlanması önerilmektedir.</p> 2025-12-30T00:00:00+00:00 Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Econometrics Statistics & Emprical Economics Journal