Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences Eurasian Academy of Sciences tr-TR Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2149-1348 Interpreting the Effectiveness of Active Labor Market Policies in Combating Unemployment in OECD Countries Using a Causal Machine Learning Approach https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences/article/view/1755 <p>This study examines the effects of Active Labour Market Policies (ALMP) expenditures on unemployment in OECD countries. Using a large country-year panel dataset covering the period 2000–2022, policy effects were analyzed using causal machine learning methods. In this study, ALMP expenditures were treated as a continuous treatment variable expressed as a percentage of GDP, the unemployment rate was used as the outcome variable, and population size was included in the model as a confounding variable using logarithmic transformation. The average policy effect was estimated using the Double Machine Learning (DML) approach, while conditional mean treatment effects (CATE) were calculated using the Causal Forest method to reveal how the effects differed across countries and contexts. The findings show that ALMP expenditures significantly reduce the unemployment rate on average across the OECD. However, it was found that policy effects are quite heterogeneous across countries and contexts, with ALMP expenditures having much stronger unemployment-reducing effects in some countries, while marginal effects remained limited in others. The results highlight the inadequacy of a uniform policy approach in evaluating active labor market policies and emphasize the importance of context-sensitive, targeted policy designs.</p> Ayşe Nur Adıgüzel Tüylü Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2026-03-09 2026-03-09 64 1 15 10.17740/eas.soc.2026.V64.01 KADIN ÇALIŞANLARIN İSG UYGULAMALARINDAKİ KARŞILAŞTIĞI ÖZEL RİSKLER VE ÖNLEMLER https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences/article/view/1756 <p>Bu çalışma, kadın çalışanların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamaları kapsamında karşılaştıkları özel riskleri belirlemek, bu risklerin toplumsal cinsiyet temelli nedenlerini incelemek ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak literatür taraması ve belge analizi teknikleriyle yürütülmüştür. Araştırma bulguları, kadın çalışanların fiziksel, kimyasal-biyolojik, psikososyal ve doğurganlık dönemlerine özgü olmak üzere dört temel risk grubuna maruz kaldığını göstermektedir. Fiziksel riskler özellikle tekstil, sağlık, hizmet ve tarım sektörlerinde yoğunlaşmakta; kimyasal ve biyolojik riskler deterjan, pestisit ve enfeksiyon gibi unsurlardan kaynaklanmaktadır. Psikososyal riskler arasında ise mobbing, cinsiyet ayrımcılığı, iş-aile çatışması ve cinsel taciz öne çıkmaktadır. Gebelik ve emzirme dönemlerinde ise yetersiz risk değerlendirmeleri, anne ve bebek sağlığını tehdit etmektedir. Türkiye’de yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu, kadınlara yönelik bazı koruma hükümleri içerse de, mevzuatın cinsiyet duyarlılığı zayıftır. Yasal düzenlemeler çoğunlukla “annelik” rolüyle sınırlı kalmakta, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir yaklaşım henüz kurumsallaşamamaktadır. Buna karşılık, uluslararası sözleşmeler (ILO 183 ve 190) kadınların güvenli çalışma hakkını teminat altına almakta, ancak uygulama düzeyinde sınırlı kalmaktadır. Çalışma sonucunda, kadın dostu İSG politikalarının geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu kapsamda cinsiyete duyarlı risk analizlerinin yapılması, kadınlara özel ergonomik düzenlemelerin tasarlanması, gebelik ve emzirme dönemlerinde esnek çalışma imkânlarının sağlanması, psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve taciz önleme politikalarının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Sonuç olarak, İSG sisteminin yalnızca koruma odaklı değil, katılım ve güçlendirme odaklı bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Kadınların iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinde görünür hâle gelmesi, hem bireysel refah hem de toplumsal kalkınma açısından stratejik bir gerekliliktir.</p> Ayşegül Kendir İşleyen Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2026-03-09 2026-03-09 64 16 29 10.17740/eas.soc.2026.V64.02 HASTANELERDE STAJ YAPAN ÖĞRENCİLERİN İŞ KAZALARI HAKKINDA BİLGİ DÜZEYLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences/article/view/1757 <p>Bu araştırma, hastanelerde staj yapan sağlık alanı öğrencilerinin iş kazalarına ilişkin bilgi düzeylerini belirlemek ve bu düzeyin çeşitli demografik değişkenlerle ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık sektörü, yüksek riskli çalışma koşulları nedeniyle çalışanlar kadar stajyer öğrenciler için de ciddi tehlikeler barındırmaktadır. Bu bağlamda çalışma, öğrencilerin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) konusundaki bilgi, farkındalık ve davranış düzeylerini ölçmeyi hedeflemiştir. Araştırma, nicel yöntemlerle yürütülmüş betimsel tarama modeline dayanmaktadır. 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Konya’daki devlet hastanelerinde staj yapan toplam 300 öğrenci örnekleme dahil edilmiştir. Veriler, demografik bilgiler ve “İSG Bilgi Düzeyi Ölçeği” aracılığıyla toplanmış, SPSS 27.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, ANOVA ve güvenirlik analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, öğrencilerin genel İSG bilgi düzeyinin orta düzeyde (x̄=3.10) olduğunu göstermiştir. Kadın öğrencilerin bilgi düzeyi erkek öğrencilere göre anlamlı biçimde yüksek bulunmuştur (p&lt;0.05). Staj süresi arttıkça farkındalık düzeyinin azaldığı saptanmıştır; kısa süreli staj yapan öğrenciler, uzun süreli staj yapanlara göre daha yüksek güvenlik bilinci göstermiştir. En yüksek ortalama “koruyucu ekipman kullanımı”, en düşük ortalama ise “olay bildirimi davranışı” alt boyutunda elde edilmiştir. Katılımcıların yalnızca %28’i yaşadığı iş kazalarını bildirdiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, sağlık kurumlarında görev yapan öğrencilerin İSG konusundaki farkındalığı bilgi düzeyinde kalmakta, davranışsal düzeye yeterince yansımamaktadır. Çalışma, güvenlik kültürünün geliştirilmesi, staj öncesi zorunlu İSG eğitimi verilmesi ve güvenli bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarının, sağlık eğitimi programlarında iş güvenliği politikalarının yeniden yapılandırılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</p> Kübra Ünal Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2026-03-09 2026-03-09 64 30 44 10.17740/eas.soc.2026.V64.03 COVID-19 SONRASI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KÜLTÜRÜNDEKİ DEĞİŞİM https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences/article/view/1758 <p>Bu araştırma, COVID-19 pandemisinin ardından Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kültüründe yaşanan dönüşümü incelemektedir. Çalışma, nitel belge analizi yöntemiyle yürütülmüş; ulusal mevzuat, kurumsal raporlar, akademik yayınlar ve saha gözlemlerinden elde edilen veriler tematik olarak analiz edilmiştir. Bulgular, pandeminin yalnızca sağlık politikalarını değil, örgüt yapısını, liderlik anlayışını ve çalışan davranışlarını da kökten değiştirdiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonucuna göre, İSG anlayışı fiziksel risklerin ötesine geçerek psikososyal, dijital ve yönetsel boyutları kapsayan çok katmanlı bir kültüre dönüşmüştür. Çalışanlarda güvenlik bilinci yükselmiş, işverenlerde ise “kurumsal dayanıklılık” ve “insan odaklı liderlik” kavramları ön plana çıkmıştır. Ayrıca dijitalleşme, uzaktan denetim sistemleri ve çevrim içi eğitimler aracılığıyla İSG uygulamalarının niteliğini artırmıştır. Elde edilen veriler, örgütlerin kriz dönemlerinde güçlü bir iletişim, öğrenen organizasyon yapısı ve psikolojik güvenlik ortamı oluşturduklarında iş kazalarını ve stres kaynaklı riskleri azaltabildiklerini göstermektedir. Bu bağlamda, İSG kültürü yalnızca bir yasal zorunluluk değil, sürdürülebilir kurumsal yönetimin vazgeçilmez bir bileşeni hâline gelmiştir. Sonuç olarak, geleceğin İSG yaklaşımı, insanı merkeze alan, teknolojiyle uyumlu, psikososyal güvenliği önemseyen, öğrenen ve katılımcı bir model olmalıdır. Bu araştırma, Türkiye’de İSG alanında yürütülecek yeni politika, uygulama ve akademik çalışmalara kavramsal bir çerçeve sunmaktadır.</p> Gülnur Kendir Uçar Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2026-03-09 2026-03-09 64 45 55 10.17740/eas.soc.2026.V64.04 İLKÖĞRETİM DENGİ OKULLARDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ FİZİKSEL RİSK ETKENLERİNİN BELİRLENMESİ https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences/article/view/1760 <p>Bu araştırma, Türkiye’deki ilköğretim düzeyindeki okullarda iş sağlığı ve güvenliği (İSG) kapsamında fiziksel risk etkenlerini belirlemek ve bu risklerin eğitim sürecine etkilerini analiz etmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, betimsel tarama modeliyle tasarlanmış; Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) politika belgeleri, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, ilgili akademik makaleler ve saha gözlemlerinden elde edilen veriler nitel içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Bulgular, okulların büyük bölümünde fiziksel risklerin yeterince tanımlanmadığını, risk değerlendirme süreçlerinin biçimsel düzeyde kaldığını ve yönetsel farkındalık eksikliğinin yaygın olduğunu göstermektedir. Özellikle aydınlatma, havalandırma, ergonomi, yangın güvenliği ve yapı dayanıklılığı alanlarında ciddi eksiklikler saptanmıştır. Çalışma sonucunda, güvenli okul ortamının yalnızca teknik tedbirlerle değil; yönetsel kararlılık, öğretmen farkındalığı ve öğrenci katılımı yoluyla kalıcı hale gelebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, ISO 45001:2018 standardının eğitim kurumlarına uyarlanması ve okul yöneticilerinin İSG liderliği eğitimlerinden geçirilmesi önerilmektedir.</p> Gülsüm Kendir Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2026-03-09 2026-03-09 64 84 100 10.17740/eas.soc.2026.V64.06 İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİN SINIF DIŞI EĞİTİM ETKİNLİKLERİNİN ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ https://eurasianacademy.org/index.php/socialsciences/article/view/1759 <p>Öğrenciler, bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişimlerine katkı sağlayan ders dışı etkinliklere çeşitli nedenlerle katılım göstermektedir. Bu süreçte hem öğrenciler hem de öğretmenler, etkinliklerin planlanması ve uygulanması aşamalarında belirli beklentiler taşımaktadır. Ders dışı etkinliklerin eğitim sürecine daha nitelikli katkı sunabilmesi için, bu etkinliklerin öğrenciler üzerindeki etkilerinin sistematik olarak değerlendirilmesi ve öğretmenlerin etkinliklere yönelik algı ile beklentilerinin anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Sınıf dışı eğitim etkinlikleri; gezi, gözlem, doğa etkinlikleri, müze ziyaretleri, proje çalışmaları ve okul dışı öğrenme ortamlarını kapsayan uygulamalar olarak ele alınmaktadır. Bu tür etkinlikler, öğrencilerin öğrenme sürecine aktif katılımını sağlayarak deneyim temelli öğrenmeyi desteklemekte ve teorik bilgilerin günlük yaşamla ilişkilendirilmesine katkı sunmaktadır. Bu doğrultuda, araştırmanın temel amacı; ilkokul öğretmenlerinin sınıf dışı eğitim etkinliklerinin öğrenciler üzerindeki etkilerine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Sonuç olarak, sınıf dışı eğitim etkinliklerinin ilkokul düzeyinde öğrenme sürecini zenginleştiren önemli bir pedagojik araç olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda öğretmenlerin ders programlarında sınıf dışı etkinliklere daha fazla yer vermeleri ve okul yönetimleri ile eğitim politikalarının bu tür uygulamaları destekleyici düzenlemeler yapmaları önerilmektedir.</p> Cafer Yozgat Telif Hakkı (c) 2026 Eurasian Academy of Sciences Social Sciences Journal 2026-03-09 2026-03-09 64 56 83 10.17740/eas.soc.2026.V64.05