KADIN ÇALIŞANLARIN İSG UYGULAMALARINDAKİ KARŞILAŞTIĞI ÖZEL RİSKLER VE ÖNLEMLER

Yazarlar

  • Ayşegül Kendir İşleyen karatay üniversitesi

DOI:

https://doi.org/10.17740/eas.soc.2026.V64.02

Anahtar Kelimeler:

kadın çalışanlar- iş sağlığı ve güvenliği- toplumsal cinsiyet eşitliği- cinsiyete dayalı riskler- psikososyal riskler- gebelik ve emzirme dönemi- kadın dostu işyeri- ergonomi- mevzuat ve denetim- nitel araştırma

Özet

Bu çalışma, kadın çalışanların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamaları kapsamında karşılaştıkları özel riskleri belirlemek, bu risklerin toplumsal cinsiyet temelli nedenlerini incelemek ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak literatür taraması ve belge analizi teknikleriyle yürütülmüştür. Araştırma bulguları, kadın çalışanların fiziksel, kimyasal-biyolojik, psikososyal ve doğurganlık dönemlerine özgü olmak üzere dört temel risk grubuna maruz kaldığını göstermektedir. Fiziksel riskler özellikle tekstil, sağlık, hizmet ve tarım sektörlerinde yoğunlaşmakta; kimyasal ve biyolojik riskler deterjan, pestisit ve enfeksiyon gibi unsurlardan kaynaklanmaktadır. Psikososyal riskler arasında ise mobbing, cinsiyet ayrımcılığı, iş-aile çatışması ve cinsel taciz öne çıkmaktadır. Gebelik ve emzirme dönemlerinde ise yetersiz risk değerlendirmeleri, anne ve bebek sağlığını tehdit etmektedir. Türkiye’de yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu, kadınlara yönelik bazı koruma hükümleri içerse de, mevzuatın cinsiyet duyarlılığı zayıftır. Yasal düzenlemeler çoğunlukla “annelik” rolüyle sınırlı kalmakta, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir yaklaşım henüz kurumsallaşamamaktadır. Buna karşılık, uluslararası sözleşmeler (ILO 183 ve 190) kadınların güvenli çalışma hakkını teminat altına almakta, ancak uygulama düzeyinde sınırlı kalmaktadır. Çalışma sonucunda, kadın dostu İSG politikalarının geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu kapsamda cinsiyete duyarlı risk analizlerinin yapılması, kadınlara özel ergonomik düzenlemelerin tasarlanması, gebelik ve emzirme dönemlerinde esnek çalışma imkânlarının sağlanması, psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve taciz önleme politikalarının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Sonuç olarak, İSG sisteminin yalnızca koruma odaklı değil, katılım ve güçlendirme odaklı bir anlayışla yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Kadınların iş sağlığı ve güvenliği süreçlerinde görünür hâle gelmesi, hem bireysel refah hem de toplumsal kalkınma açısından stratejik bir gerekliliktir.

İndir

Yayınlanmış

2026-03-09

Sayı

Bölüm

İşletme