FİNANSAL STRES VE MAKROEKONOMİK DİNAMİKLER: TÜRKİYE ÜZERİNE İŞARET SINIRLANDIRMALI BİR SVAR ANALİZİ
DOI:
https://doi.org/10.17740/eas.econ.2026-V44-03Anahtar Kelimeler:
Finansal stres- makro ekonomik etkileşimler- işaret sınırlandırmalı SVARÖzet
Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinde finansal stres, döviz kuru, faiz oranı, enflasyon ve reel ekonomik faaliyet arasındaki dinamik etkileşimler işaret sınırlandırmalı yapısal vektör otoregresyon (SVAR) modeli çerçevesinde analiz edilmektedir. 2005:1–2026:2 dönemini kapsayan aylık veriler kullanılarak gerçekleştirilen analizde, finansal stres endeksi tarafımızca hesaplanmış ve modele dahil edilmiştir. Böylece finansal piyasalardaki kırılganlıkların makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye ekonomisinde döviz kuru ve enflasyon arasında güçlü bir geçişkenlik olduğunu ve kur şoklarının fiyatlar genel düzeyi üzerinde hızlı ve belirgin etkiler yarattığını göstermektedir. Para politikası şoklarının ise döviz kuru üzerinde düşürücü, enflasyon üzerinde ise gecikmeli fakat kalıcı bir azaltıcı etki yarattığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, faiz ve kur kanalları üzerinden işleyen para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğine işaret etmektedir. Finansal stres şoklarının reel ekonomik faaliyet üzerindeki etkileri incelendiğinde, artan finansal stresin kredi arzını daraltarak üretim düzeyinde belirgin bir düşüşe yol açtığı belirlenmiştir. Ayrıca finansal stresin döviz kuru ile güçlü bir etkileşim içinde olduğu ve bu iki değişkenin birlikte hareket etme eğilimi sergilediği gözlenmiştir. Varyans ayrıştırması sonuçları, enflasyon dinamiklerinin büyük ölçüde döviz kuru ve para politikası şokları tarafından açıklandığını ortaya koyarken, finansal stresin de önemli bir tamamlayıcı rol oynadığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, Türkiye ekonomisinde fiyat istikrarı ile finansal istikrar arasında güçlü bir karşılıklı bağımlılık olduğuna işaret etmektedir. Bu çerçevede, para politikası uygulamalarının finansal istikrarı gözeten bütüncül bir yaklaşımla tasarlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.